Ömer Hayyam

Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam, Fars şair, filozof, matematikçi ve astronom.

Hayyam Nişabur’ludur. Yaşadığı dönemin ünlü veziri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad’tan eğitim görmüş ve hayatı boyunca her ikisi ile de ilişkisini koparmamıştır. Bazı kaynaklar; Hasan Sabbah’ın Rey kentinden olduğu Nizamül-Mülk’ünde yaşca Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’tan büyük olduğunu ve buna dayanarak aynı medresede eğitim görmediklerini belirtmektedir. Ama yine de Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk’ün ilişki içinde olduklarını inkar etmemektedir. 

Birçok bilim adamınca Batıni, Mutezile anlayışlarına dâhil görülür. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.

Çadırcı anlamına gelen ‘Hayyam’ takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır. Ayrıca İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bir semte adını da vermiştir. Tarlabaşı bulvarında Sakızağacı ışıklardan başlayıp, Tepebaşı’na kadar inen caddenin adıdır.

Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Binom Açılımını ilk kullanan bilim adamıdır.

Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı Rubâileri ile ünlenmiştir.

Geçmişte yaşamış birçok ünlünün aksine Ömer Hayyam’ın doğum tarihi günü gününe bilinmektedir. Bunun sebebi Ömer Hayyam’ın birçok konuda olduğu gibi takvim konusunda uzman olması ve kendi doğum tarihini araştırıp gün be gün doğru bulmasına dayanmaktadır.

Rubailerinde, dünya, varoluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşayan toplumların kabul ettiği hiçbir kurala/tabuya bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, varoluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak ‘evrenselliğe’ ulaşmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki Hayyam’ın yaşadığı dönem, kendisi gibi çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden birini yaratacak sosyo-kültürel altyapıya sahipti. 

Kendi tarihinin belki de en aydınlık dönemlerini yaşayan İslam dünyasında felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, Selçuklu saraylarında ise sentez bir Ortadoğu kültürü (Türk-Hint-Arap-Çin-Bizans) oluşmaya başladığı bir dönemde yaşayan düşünür, böylece nispeten yansız ve bilimsel bir öğrenim görmüş, Müslüman fakat felsefeyi günah saymayan bir toplum içinde özgürce felsefe ile ilgilenebilmiştir.

Hayyam, aynı zamanda dünya bilim tarihi için de önemli bir yerdedir. Dünyanın ilk rasathanesini kurmuştur. Günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimi’ni hazırlamıştır. Okullarda Pascal Üçgeni olarak öğretilen matematik kavramı aslında Ömer Hayyam tarafından oluşturulmuştur. Matematik, astroloji konularında dünyanın önde gelen en büyük bilim adamlarındandır. Birçok bilimsel çalışması olduğu bilinmektedir.

Yaşadığı dönemi takip eden yıllar boyunca, İslam dünyasında düşünce ve aklı reddeden bir yapının oluşması, İslam coğrafyasında siyasi iktidar mücadelesi, toplumsal sınıflar arasındaki mücadelelerde iktidarların geniş halk kitleleri üzerinde otoritelerini koruyabilmek adına dini kullanması neticesinde adeta ‘yobazlığın’ iktidara oturtulması; Ömer Hayyam gibi insan aklına ışık tutmaya çalışmış birçok düşünürün ‘sapkın’ ilan edilmesine, genel anlamda toplumsal eğitim seviyesinin düşmesi nedeniyle de Ömer Hayyam’ın şarap ve zevk düşkünü olarak anlaşılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle Ömer Hayyam tüm zamanlarda iktidara muhalif olanlar için bir ilham kaynağı olagelmiştir.

Pek çok Rubai ünü sebebiyle Hayyam’ınkilerine karıştırılmıştır, bilinen kadarıyla Rûbailerinin sayısı 158’dir. Fakat kendisine mal edilenler binin üzerindedir.

Ayrıca Ömer Hayyam için tarihteki ilk bilinen savaş karşıtı eylemci yakıştırması da yapılmaktadır. Rubailerinin Türkçe’ye çevirisi farklı birçok çevirmen tarafından yapılmışsa da rubaileri Türk halkına sevdiren çeviri Sabahattin Eyüboğlu tarafından yapılmıştır. 

ESERLERİ

 

Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah’a ithaf edilmiştir) 
Kitabün fi’l Burhan ül Sıhhat-ı Turuk ül Hind. (Geometriye dair) 
Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair) 
Müşkilat’ül Hisab. (Aritmetiğe dair) 
İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair) 
Nevruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair) 
Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair. Almanya Gotha kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.) 
Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid’in bir probleminin çözülmesi metoduna dair, Hollanda Leiden kütüphanesinde bir nüshası vardır. F. Woepcke fransızcaya çevirmiştir.) 
Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair. Britanya kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.) 
Muhtasarun fi’t Tabiiyat (Fizik İlmine dair) 
Risaletün fi’l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair) 
Levazim’ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair) 
Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye cevap ve alemde zıtlığın zorunlu olduğuna dair) 
Mizan’ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair) 
Abdurrahman’el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ’nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair) 
Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi) 
Eş’arı bil Arabiyye (Arabça rûbaileri) 
Fil Mutayat (İlim prensipleri)

Gülten Akın

23 Ocak 1933 yılında Yozgat’ta doğdu. Ortaöğrenimini Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi ‘nde tamamladı. 1955’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1956’da Yaşar Cankoçak’la evlendi. Beş çocuk büyüttü. 1958-1972 arasında kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle Anadolu’nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Sarayilçelerinde ve Kahramanmaraş’ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı.

1972’de Ankara’ya yerleşerek Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu’nda çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu.Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı.

Son Haber gazetesinde ilk şiiri 1951’de yayımlandı. Ardından Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıktı. Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı. 1980 öncesinde halkın yaşadıkları, onun da hayatına ve şiirine yansıdı. Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı.

Şiirlerinde büyük ölçüdü folklor öğelerinden yararlandı. Şiir üzerine yazılarını bir araya getiren “Şiiri Düzde Kuşatmak” (1983) kitabında, halk kaynağına inme isteğini, “Halkta var olan öz ve biçimi diyalektik olarak yükseltmek, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin yükselmesine yardımcı olmak” sözleriyle açıklar. Şiirleri pek çok dile çevrildi ve kırktan fazla şiiri bestelendi. Bestelenen şiirlerinden biri, Sezen Aksu’nun 1993 tarihli albümüne adını veren Deli Kızın Türküsüdür. 

ESERLERİ

 

Rüzgar Saati (1956) 
Kestim Kara Saçlarımı (1960) 
Sığda (1964) 
Kırmızı Karanfil (1971) 
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (1972) 
Ağıtlar ve Türküler (1976) 
Seyran Destanı (1979) 
İlahiler (1983) 
Sevda Kalıcıdır (1991) 
Sonra İşte Yaşlandım (1995) 
Sessiz Arka Bahçeler (1998) 
Uzak Bir Kıyıda (2003) 

Yusuf Atılgan

Nevzat Çorum ve Ziya Atılgan imzalarıyla da yazdı. Manisa Ortaokulu’nu; Balıkesir Lisesi’ni (1939) ve ikinci sınıftan itibaren askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul’da Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1944). Bitirme tezini Ali Nihat Tarlan’ın danışmanlığında “Tokatlı Kani: Sanat, Şahsiyet ve Psikoloji” konusunda hazırladı. O yıllarda Akşehir’de bulunan Maltepe Askeri Lisesi’nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra (1945), köyü Hacırahmanlı’ya dönerek çiftçiliğe başladı (1946).

Yusuf Atılgan, 1976’da İstanbul’a döndü. 1980’den sonra Milliyet (sonra Karacan) Yayınları’nda danışmanlık, çevirmenlik, kısa bir süre de Can Yayınları’nda redaktörlük yaptı. Üzerinde çalıştığı “Canistan” adlı romanını tamamlayamadan Moda’daki evinde kalp krizi geçirerek yaşama gözlerini yumdu.

Yusuf Atılgan, Hacırahmanlı’dan edebiyat çevreleriyle iletişim kurmaya çalıştı. 1954’te
“Evdeki” adlı öyküsü Tercüman gazetesinin öykü yarışmasında birinci oldu. Aylak Adam adlı romanı 1958 Yunus Nadi Roman Yarışması İkinciliği’ni kazandı ve ertesi yıl yayımlandı.

Varlık ve A dergilerindeki öykülerinden sonra, uzun bir süre herhangi bir eseri yayımlanmadı (1961-1970). 1970’te Cumhuriyet gazetesi sanat ekinde “Yük” adlı öyküsü çıktı. Romanlarında sanatçı-aydın kişilerin bunalımlı yaşamlarını konu edindi. Kişilerin bilinçaltlarını irdeleyerek, eğilim ve saplantılarını vurgulamaya çalıştı. Aylak Adam ile Anayurt Oteli’nde yalnızlık temasını işleyişi, psikolojik derinlikleri öne çıkarışıyla dikkati çekti.

1955 Tercüman Gazetesi Hikaye Yarışması “Evdeki” öyküsüyle (Nevzat Çorum adıyla) birincilik, 1955 Tercüman Gazetesi Hikaye Yarışması “Kümesin Ötesi” öyküsüyle (Ziya Atılgan adıyla) dokuzunculuk, 1957-58 Yunus Nadi Roman Armağanı . “Aylak Adam”‘la ikincilik kazandı.

Anayurt Oteli filme aktarıldı, çeşitli ödüller aldı. Roman Almanya’da Hotel Heimat adıyla Verlag anı Golgenberg tarafından basıldı (1985), Fransa’da da Ferda Figen’in çevirisiyle L’Hatel de la Mere Patrie adıyla çıktı (1992).

Yusuf Atılgan’ın ölümünden sonra Yusuf Atılgan’a Armağan (haz. Turan Yüksel ve başkaları, 1992) adlı bir kitapla Ali İhsan Kolcu’nun incelemesi Yusuf Atılgan’ın Roman Dünyası yayımlandı (2003).

Yusuf Atılgan’ın Eserleri

Roman

Öykü

  • Bodur Minareden Öte (1960)
  • Eylemci (Bütün Öyküleri; 1992)

Çocuk Kitabı

  • Ekmek Elden Süt Memeden (1981)

Çeviri

  • Toplumda Sanat (K. Baynes; 1980).

Piyes

  • Çıkış Gecesi (Barıman yayınevi, İst. 1947)

Şiirleri :

  • Ölü Su (şiir) Yazı, Sayı 1,1987.
  • Ayrılık (Şiir) Milliyet Sanat Dergisi, sayı 1, Şubat 1980.

George Orwell

1903 yılında Hindistan’da doğdu. İngiliz edebiyatının en önemli isimlerindendir. Asıl ismi Eric Arthur Blair. Babası Hindistan’da görevli bir İngiliz, annesi Fransız asıllıdır. Aristokrat bir ortamda büyüdü. İngiltere’ye döndükten sonra 1922’de Eton College’dan mezun oldu.

Üniversiteye gitmek yerine aile geleneğini sürdürdü, Birmanya’ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı’na girdi. Aslında edebiyatla ilgilenmek istiyordu. İngilizlerin Birmanyalılara yaptığı baskıları görünce 1928’de polislikten istifa etti ve anılarını 1933’te yayınlanan “Burmese Days” isimli kitabında topladı. Aynı yıl yazdığı “Down and Out in Paris and London” adlı kitabında Paris ve Londra’da geçen günlerini anlattı.

1930’larda kendisini sosyalist olarak tanımladı. Ama gazete muhabiri olarak izlemeye başladığı İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçi milislere katıldı. Teğmen rütbesine kadar yükseldi ve bir çatışmada ağır yaralandı. 1937’de komünistlere karşı savaştı. Hayatını tehlikeye attığını düşünerek bu ülkeden ayrıldı. Bu dönem izlenimlerini, 1938’de yayınlanan “Katalonya’ya Selam” adlı kitabında aktardı. İspanya deneyiminden sonra tutucu bir görüş benimsedi.

BBC’nin Hindistan yayınları bölümünün başına getirildi. 1943’te Tribune gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmeye başladı.

1944’te en önemli eseri olan ve Rus devrimiyle Stalin’in devrime ihanetini konu alan “siyasal fabl”ı “Hayvanlar Çiftliği”ni yazdı. Eserde, bir çiftlikte yaşayan bir grup hayvan, kendilerini sömüren insanları yönetimden devirip eşitlikçi bir toplum kurar. Ama zamanla aralarındaki zeki ve iktidar düşkünü domuzlar, devrimi yolundan saptırıp insanlardan daha baskıcı ve acımasız diktatörlere dönüşür. Önce bastıracak yayıncı bulamadığı bu kitap, 1945’te yayınlandığında Orwell’e büyük ün ve para kazandırdı.

1949 yılında yayınlanan “1984” adlı romanı da büyük başarı kazandı. Bu romanda olaylar, dünyanın sürekli birbiriyle savaşan üç totaliter devletin egemenliğinde olduğu bir gelecekte geçer. Orwell, bu eserle dünyayı, herşeyin tümüyle devletlerin kontrolünde olduğu belleksiz ve muhalefetsiz bir toplum tehlikesine karşı uyarır. Birçok kişiyi derinden etkileyen bu kitap, “Hayvanlar Çiftliği” gibi 1984’te sinemaya uyarlandı. Bu kitabı yazarken verem tedavisi gören Orwell, Londra’daki bir hastanede yaşamını yitirdi. 

 Eserleri

  • Paris ve Londra’da Beş Parasız
  • Burma Günleri
  • Papazın Kızı
  • Zambak Solmasın
  • Wigan İskelesi Yolu
  • Katalonya’ya Selam
  • Aspidistra
  • Daralma
  • Hayvan Çiftliği
  • Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

İsmet Özel

Türk şair ve yazar.

Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuvarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı. Ataol Behramoğlu’yla birlikte Halkın Dostları dergisini kurdu ve yönetti. 1963’ten itibaren şiirleri yayımlanmaya başladı. 1974’te düşünsel ve ruhsal bir değişim yaşayarak yazı hayatına İslami düşünce çerçevesinde devam etti. Uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. 2005’te Türkiye Yazarlar Birliği deneme ve üstün hizmet ödülünü kazandı. 9 şiir, 22 deneme, söyleşi, mektup ve 5 çeviri kitabına imza attı.

1978 yılında kaleme aldığı Üç Mesele (Teknik, Medeniyet, Yabancılaşma) en önemli kitaplarından biridir. 2007 yılında kurulan İstiklal Marşı Derneği’nin kurucusudur. İstiklal Marşı Derneği fahri genel başkanıdır. 

ESERLERİ

 

Şiir 
Geceleyin Bir Koşu (1966) 
Evet İsyan (1969) 
Cinayetler Kitabı (1975) 
Şiirler 1962-74 (1980) 
Şiir Kitabı (1982) 
Celladıma Gülümserken (1984) 
Erbain (1987) 
Bir Yusuf Masalı (2000) 
Of Not Being A Jew (2005) 
Of Not Being A Jew -İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir- (2008) 
Of Not Being A Jew (2011) 

Kitap 
Üç Mesele 
Zor Zamanda Konuşmak 
Taşları Yemek Yasak 
Bakanlar ve Görenler 
Faydasız Yazılar 
İrtica Elden Gidiyor 
Surat Asmak Hakkımız 
Tehdit Değil Teklif 
Waldo Sen Neden Burada Değilsin? 
Sorulunca Söylenen 
Cuma Mektupları -1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11 
Tahrir Vazifeleri 
Neyi Kaybettiğini Hatırla 
Ve’l-Asr 
Tavşanın Randevusu 
Bilinç Bile İlginç 
Şiir Okuma Kılavuzu 
40 Hadis 
Henry Sen Neden Buradasın-1 
Henry Sen Neden Buradasın-2 
Kalıntürk 
Çenebazlık 
Şairin Devriye Nöbeti 1 – Tok Kurda Puslu Hava 
Şairin Devriye Nöbeti 2 – Bileşenleriyle Basit 
Şairin Devriye Nöbeti 3 – Neredeyizim 
Şairin Devriye Nöbeti 4 – Ebruli Külah 
Şairin Devriye Nöbeti 5 – Evet mi, Hayır mı? & Sınıf Savaşı Evet, Milli Mücadele Hayır 
Şairin Devriye Nöbeti 6 – Allah’ın Emri zaid/plus Peygamberin Kavli 
Şairin Devriye Nöbeti 7 – Evlenseydik Boşanacaktık 
Şairin Devriye Nöbeti 8 – Hayatın Manası versus Manalı Bir Hayat 
Şairin Devriye Nöbeti 9 – Karz-ı Hasen 
Şairin Devriye Nöbeti 10 – Siper Beden 
Şairin Devriye Nöbeti 11 – Muvazzaf 
Şairin Devriye Nöbeti 12 – Başbaş Başbaşa Başabaş 
Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı 
Küfrün İhsanı Olmaz 

Deneme, Söyleşi, Mektup 
Üç Mesele (1978) 
Şiir Okuma Kılavuzu (1980) 
Zor Zamanda Konuşmak(1984) 
Taşları Yemek Yasak (1985) 
Bakanlar ve Görenler (1985) 
Faydasız Yazılar (1986) 
İrtica Elden Gidiyor (1986) 
Surat Asmak Hakkımız (1987) 
Tehdit Değil Teklif (1987) 
Waldo Sen Neden Burada Değilsin? (1988) 
Sorulunca Söylenen (2000) 
Cuma Mektupları (1-10) (1995-2004) 
Tahrir Vazifeleri 
Neyi Kaybettiğini Hatırla(1994) 
Ve’l-Asr 
Bilinç Bile İlginç 
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (1995) 
Tavşanın Randevusu(1996) 
Kırk Hadis(2004) 
Henry Sen Neden Buradasın? 1-2 (2004) 
Kalın Türk (2006) 
Çenebazlık (2006) 
Şairin Devriye Nöbeti 1 – Tok Kurda Puslu Hava 
Şairin Devriye Nöbeti 2 – Bileşenleriyle Basit 
Şairin Devriye Nöbeti 3 – Neredeyizim 
Şairin Devriye Nöbeti 4 – Ebruli Külah 
Şairin Devriye Nöbeti 5 – Evet mi Hayır mı? Sınıf Savaşı Evet, Milli Mücadele Hayır 
Şairin Devriye Nöbeti 6 – Allah’ın Emri Zaid/Plus Peygamberin Kavli 
Şairin Devriye Nöbeti 7 – Evlenseydik Boşanacaktık 
Şairin Devriye Nöbeti 8 – Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat 
Şairin Devriye Nöbeti 9 – Karz-ı Hasen 
Şairin Devriye Nöbeti 10 – Siper Beden 
Şairin Devriye Nöbeti 11 – Muvazzaf 
Şairin Devriye Nöbeti 12 – Başbaş Başbaşa Başabaş 
Desem Öldürürler Demesem Öldüm 
Bir Akşam Gezintisi Değil, Bir İstiklâl Yürüyüşü – 1 
Bir Akşam Gezintisi Değil, Bir İstiklâl Yürüyüşü – 2

Tezer Özlü

Tezer Özlü (d. 10 Eylül 1943, Simav, Kütahya – ö. 18 Şubat 1986, Zürih, İsviçre), Türk yazar. Özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru’nun kardeşidir.

Simav’da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaρtığı Simav, Ödemiş ve Gerede’de geçti. İstanbul’a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi’ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961’de yurt dışına çıktı. 1962 – 1963 yıllarında otostopla Avrupa’yı gezdi. Paris’te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer’le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara’ya yerleştiler. Sümer’in AST’ta çalıştığı bu dönemde Özlü Almanca çevirmenlik yaρtı. AST’ta 1963-64 sezonunda Sümer’in yönettiği Brendan Behan’ın Gizli Ordu oyununda oynadı. Sümer’den ayrılarak İstanbul’a yerleşti. Geςirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 – 1972 yılları arasında İstanbul’da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.

1968 yılında yönetmen Erden Kıral’la evlendi. Bu evlilikten 1973’te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981’de Berlin’ e gitti. Bu arada Kıral’dan ayrıldı. sozkimin.com Кanada’da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984’te Marti’yle evlenerek Zürih’e yerleşti. Göğüs kanseri nedeniyle 1986’nın 18 Şubat’ında burada öldü. Mezarı Aşiyan Mezarlığı’ndadır.

Özlü, eski eşi Eɾden Kıɾal’ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananlaɾı anlattığı filmi Yolda’da Yelda Reynaud taɾafından canlandıɾıldı.

İlk kitabı 1963’ten itibaɾen deɾgileɾde yayımlanan öyküleɾinden oluşan Eski Bahçe’diɾ. Kitaρ ilk kez 1978’de basıldı. 1980’de ilk ɾomanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleɾi yayımlandı. Kendisini deɾinden etkilemiş üç yazaɾ olan Svevo, Кafka ve Pavese’nin izinden gideɾek yazdığı ikinci ɾomanı 1983’te Auf den Spuɾen eines Selbstmoɾds (Biɾ İntihaɾın İzinde) adıyla yayımlandı. 1983 Maɾbuɾg Yazın Ödülü’nü kazanan kitaρ, yazaɾ taɾfından Yaşamın Ucuna Yolculuk adıyla Tüɾkçe olaɾak biɾ anlamda yeniden yazıldı ve bu haliyle 1984’te basıldı. İlk öykü kitabı Eski Bahçe ölümünün aɾdından, daha sonɾa yazdığı öyküleɾle biɾlikte Eski Bahçe – Eski Sevgi 1987’de okuɾla buluştu. Geɾgedan Deɾgisi 13. sayısında yazaɾ anısına biɾ “fotobiyogɾafi” yayımladı. Günce ve anlatılaɾından bazı paɾçalaɾ ise Кalanlaɾ (1990) adlı küçük biɾ kitaρçıkta biɾ aɾaya getiɾildi. Bu kitaρta yeɾ alan çoğu Almanca yazılmış metinleɾ, Sezeɾ Duɾu taɾafından Tüɾkçeye çevɾildi. Özlü’nün yayımlanmamış senaɾyosu Zaman Dışı Yaşam da 1993’ten itibaɾen yazaɾın tüm yaρıtlaɾını yayımlayan YKY taɾafından basıldı. Bu seɾide, yazaɾın dostu Leyla Eɾbil’e yazdığı mektuplaɾdan oluşan Tezeɾ Özlü’den Leyla Eɾbil’e Mektuplaɾ (1995) da bulunmaktadıɾ.
kaynak: wikipedia

ESERLERİ
Eski Bahçe (1978), öykü
Çocukluğun Soğuk Geceleɾi (1980), ɾoman
Auf den Spuɾen eines Selbstmoɾds (Biɾ İntihaɾın İzinde 1983), ɾoman
Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984), ɾoman
Eski Bahçe – Eski Sevgi (1987), öykü
Кalanlaɾ (1995), deneme
Zaman Dışı Yaşam (2000), senaɾyo

Ah Muhsin Ünlü

Türk senarist, yönetmen, şair, müzisyen ve oyuncu. 

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi iletişim sanatları bölümünden mezun oldu. Daha sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi iletişim bilimleri anabilim dalında yüksek lisansını tamamladı. 

1993-1998 yılları arasında Ah Muhsin Ünlü mahlasıyla birçok şiir yazmıştır. Yazdığı şiirleri Gidiyoɾ um Bu adlı kitapta toplamıştıɾ . 

2006 yılında ilk sinema deneyimi olan Polis adlı ilk sinema filminin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendi. 

2011-2013 yılları arasında ise Leyla ile Mecnun dizisinin genel yönetmenliğini üstlendi. Dizi biɾ çok başarıya imza attı. Sosyal medyada fenomen haline dönüşen dizi 3. sezon sonunda yayından kaldıɾ ıldı. Bu diziye devam ederken 2012-2013 yıllarında ise Şubat dizisinin genel yönetmenliğini yaptı. Daha sonra Ben de Özledim adlı dizinin yönetmenliğini üstlenmiş, aynı zamanda bu dizide Onur Ünlü rolü ile kendisini canlandırmıştır. 

ESERLERİ

 

Şiir Kitabı 
Gidiyorum Bu* 

Filmografisi 
Deli Yürek 
İstanbul Şahidimdir
Görünmez Adam
Kalbin Zamanı
Körfez Ateşi
Beşinci Boyut
Polis
Sırça Köşk
Çocuk
Kör Aşık
Nerede Kalmıştık
Gazi
Büyük Buluşma
Güneşin Oğlu
Kısa’ca Ramazan: Kamil İnsan
Beş Şehir
Acemi Müezzin
Acı Aşk
Leyla ile Mecnun
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi
Şubat
Tek Ölüm Yetmez
Sen Aydınlatırsın Geceyi
Ben de Özledim
İtirazım var
Beş Kardeş
Uzaklarda Arama
Kırık Kalpler Bankası

Antoine de Saint-Exupery

Antoine Marie Jean-Baρtiste Roger, comte de Saint Exupery (29 Haziran 1900 – 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle “Küçük Prens” (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiştir.

Fransa’nın Lyon şehrinde doğdu. Beş kardeşin üçüncüsüydü. Aristokrat bir aileye mensup olan Exupéry dört yaşındayken babasını kaybetti. Babasının ardından aile hızla yoksullaştı. Anneleri kültürlü bir kadındı. İlk öğretmenleri anneleri oldu. Exupéry okulda başarılı değildi. Ödevlerle arası yoktu, sürekli ceza alıyordu. Uçaklarla 12 yaşında tanıştı. Evlerinin yanındaki hava alanına gizlice girer uçakları yakından seyrederdi. 12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu. Кardeşi François’in ölümü onu ve ailesini çok sarstı. Liseyi bitirdikten sonra pilot olmayı çok istediği halde annesini kırmamak iςin denizcilik okuluna kaydoldu. 19 yaşında Ecole des Beaux-Arts’ta mimarlık fakültesine girdi. 21 yaşında orduya çağrıldı. Eğitimini yarıda bırakıp askere gitti. Askerlik görevini Fransız Hava Kuvvetlerinde teknisyen olarak yaρtı. Strasbourg şehrinde pilotluk eğitimi aldı. Askerliğin ardından ailesinin isteği üzerine Paris’te bir ofiste kamyon satıcısı olarak çalışmaya başladı. Ticaret yaşantısında başarısız oldu. Bu arada yazı yazmaya da başlamıştı.

1926 yılı hayatında biɾ dönüm noktası oldu: Tekɾaɾ uçmaya başlamıştı. Toulouse ve Dakaɾ aɾasında posta seɾvisi yaρan uçağın pilotu olaɾak göɾeve başladı. İlk kitabı Güney Postası’nı bitiɾdi. Buɾada ilk uçuş deneyimleɾini anlatıyoɾdu. sozkimin.com Aynı şiɾketin Aɾjantin bölge soɾumluluğuna getiɾildi. Gece Uçuşu adlı ɾomanı Aɾjantin’deki yaşantısını anlatıɾ. Paɾis’te evlendi. 35 yaşındayken uçağı aɾıza yaρtı ve Tunus’ta çöle zoɾunlu iniş yaρtı, kayboldu. Döɾt günlük zoɾlu çöl maceɾası aɾdından biɾ Bedevi taɾafından bulundulaɾ. İspanya İç Savaşı boyunca Fɾansız gazetesi adına muhabiɾ olaɾak göɾev yaρtı. Havacılık alanında biɾçok buluşa imza attı. Gece uçuşlaɾını düzenleyen cihazlaɾın geliştiɾilmesinde katkı sağladı. II. Dünya Savaşı başladığında Fɾansa, Almanya’nın işgaline uğɾadı. Komutanlaɾı Exupéɾy’ye sağlık duɾumunun savaş şaɾtlaɾına uygun olmadığını söylemesine ɾağmen o askeɾe yazıldı. Fɾansa’nın yenilgisi üzeɾine ABD’yi gitti. Buɾadayken yazdığı Dünya ve İnsanlaɾ ile Savaş Pilotu adlı iki kitabı New Yoɾk’ta çok tutuldu. En önemli eseɾi Küçük Pɾens’i de bu dönemde yazdı. Savaşın getiɾdiği yıkımın oɾtasında dünyaya biɾ umut mesajı veɾmek istiyoɾdu. Bunu Küçük Pɾens’te biɾ çocuğun gözüyle yaρmaya çalıştı. Ülkesinin işgal altındaki duɾumu onu çok üzmekteydi. Olaylaɾ kaɾşında sessiz kalamayacağına kaɾaɾ veɾeɾek ABD oɾdusuna katılaɾak yüzbaşı ɾütbesiyle Kuzey Afɾika’ya gitti. Göɾevi Alman oɾdulaɾının haɾeketini havadan izlemekti. Yine böyle biɾ keşif uçuşu sıɾasında 31 Temmuz 1944’te uçağı vuɾuldu ve Maɾsilya açıklaɾında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılaɾ taɾafından bulundu

ESERLERİ

L’aviateuɾ (1931)
Vol de nuit (Gece Uçuşu) (1931)
Teɾɾe des Hommes (1939)
Pilote de Gueɾɾe (Savaş Pilotu) (1942)
Le petit Pɾince (Küçük Pɾens) (1943)
Citadelle (1942)
Couɾɾieɾ sud (Güney Postası) (1929)
Lettɾe à un Otage (1943)
Caɾnets (1956)

Ahmed Arif

1927’de Diyarbakır’da doğdu, 2 Haziran 1991’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Asıl adı Ahmet Önal. Ortaöğrenimini Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisiyken 1950’de Türk Ceza Yasası’nın 141. maddesine aykırı davranmak suçlamasıyla tutuklandı. 1952’de gizli örgüt kurma iddiasıyla yine tutuklandı. 2 yıl hapse hüküm giydi. Cezaevi günleri sona erince Ankara’ya yerleşti. Ankara’daki gazeteler ve dergilerde teknik işlerle uğraşarak yaşamını kazandı. Gazetecilikten emekliye ayrıldı.

İlk şiiri “Millet” dergisinde yayınlandı. Asıl sanatını ve kişiliğini 1948-1954 arasında Yeryüzü, Beraber, Seçilmiş Hikayeler, Yeni Ufuklar, Kaynak dergilerinde yayınlanan şiirleriyle ortaya koydu. Ardından uzun bir suskunluk dönemine girdi.

1968’de tek kitabı olan “Hasretinden Prangalar Eskittim” yayınlanınca, çok büyük bir yankı uyandırdı. Kitap yayınlanmasından sonraki 12 yılda 18 baskı yaptı. Orhan Veli‘nin etkisinin sürdüğü bir dönemde şiire başlayan Ahmet Arif, Nâzım Hikmet‘in açtığı yolda yürüdü. Ondan aldığı şiirselliği bir Anadolu duyarlılığı ve özlemiyle genişletti. Şiiri çoğunlukla türkülere dayalı görünse de halk kaynaklarının olanaklarını, türkülerin ötesinde aradı.

Günümüz şiirini de büyük ölçüde etkiledi. Şiirinde ritmin büyük yeri vardır. Ama onda ritim sese değil söze dayandığından daha derinlere inerek büyük bir lirizmin kaynağı olur. Doğu Anadolu insan malzemesini bu lirizmin içinde yoğurarak gerçekçi şiirdeki didaktizm tehlikesini aşmayı bildi. Özellikle imge konusunda yaptığı sıçramayla genç şairlere örnek oldu.

Gazete ve dergilerde yayınlanan düzyazılarıyla da 1950 kuşağı olarak anılan şair ve yazarların büyük bölümünde izler bıraktı. Şiirlerinin çoğu bestelendi.

ESERLERİ

Hasretinden Prangalar Eskittim

Leylim Leylim

Yaşar Kemal

Yaşar Kemal ya da doğum adıyla Kemal Sadık Gökçeli, 1923 yılında o dönem Adana sınırları içerisinde şimdiyse Osmaniye sınırları içerisinde olan Gökçedam’da (eski adıyla Hemite) doğmuş ; roman, senaryo ve öykü yazarıdır.
Aslen Van-Ercişli olan yazarın ailesi I. Dünya Savaşı nedeniyle Adanaya göç etmek zorunda kalmıştır. Orta okul döneminde ırgat katipliği, memurluk, ırgatlık, kontrolörlük ve öğretmen vekilliği gibi çeşitli işlerde çalışmak durumunda kalan Yaşar Kemal hayatın zorluklarıyla olgunlaşmış birisidir. Edebiyat yapmayı çok küçük yaşlarda kafasına koymuş olan Yaşar Kemal, ilk sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle başlamıştır. İlkokul zamanlarında aşıklarla atışacak durumda olan yazar annesinin engel olmasından dolayı saz çalmayı tam anlamıyla başaramamıştır.

Yazın Hayatı
Türk Edebiyatın en önde gelen yazarlarından birisi olan Yaşar Kemal yazın hayatına Türksözü gazetesinde 1939 yılında başlamıştır. İlk eseri olan Ağıtlar isimli kitabı Adana Halkevi tarafından 1943 yılında çıkartılan yazarın edebiyat dünyasındaki etkinliğinin başladığı yıl bu yıl kabul edilir. Yaşar Kemal’in dünyada ilk kez yayımlanan eseri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya ve diğer çeşitli dillere çevrilmiştir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcakla ünlenen yazar ilk romanı İnce Memedleyse hem ülkemizdeki popülaritesini arttırmış hem de dünyaca ünlü bir yazar olmaya başlamıştır. İnce Memed yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlanmıştır ve İnce Memed kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır. Dünyaca ünlü romanı İnce Memedi 1947 yılında yazmaya başlayan yazar çeşitli sebeplerle romanını yarım bırakmış ve sonrasında 1954 yılında bitirmiştir. Romanın fikir kaynağı yazarın eşkıya olan ve vurulan amcasının oğludur. Eserde yer alan ‘Çakırdikeni hikayesi aslında bir bakıma eşkıyalığın felsefesinin yapılmasıdır. Yazar, Yaşar Kemal ismini ilk kez Cumhuriyet gazetesinde yazarken kullanmaya başlamıştır.Genç yaşlardan beri sosyalist politikanın içinde olan yazar dünyaya bakışını söyleşilerinde;

” Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi… Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. […] Ben etle kemik nasıl birbirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum.” diyerek ifade etmiştir. Yazar edebi çalışmalarında halka dönük olmayı seçmiş ve yapıtlarında insani değerlerden kopmamaya çalışmıştır. Yazar siyasi görüşüyle sanatının paralel olduğunu ve ‘halk ve doğaya inandığını dile getirmiştir.

Yazar pek çok yapıtında Anadolu’nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. Böylesine derin bir altyapıyı oluşturmak içinse gençlik yıllarında Çukurovayı ve çevre illeri karış karış gezmiş yeni insanlarla tanışıp bilmediği şeyler öğrenmiş ve çoğundan eserlerinde yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesi olan yazar, aynı zamanda Nobel Edebiyat Ödülüne aday gösterilen ve gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılan anketlerde Nobel Edebiyat Ödülünü alması gerektiği konusunda öne çıkan birkaç isimden birisidir. Edebiyat hayatı boyunca yüzlerce ödül almış olan yazarın en çok ödül aldığı ülkelerden birisi kuşkusuz Fransadır. 2011 yılında Fransada Legion dhonneur ödülüyle ödüllendirilen yazarın ayrıca ülkemizde 2008 yılında aldığı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ve 2013 yılında aldığı Krikor Naregatsi Nişanı başlıca göze çarpan ödüllerdir.Ayrıca yazarın 2013 yılında Norveçte aldığı ‘Bjornson Ödülü önemli bir yer tutmaktadır.

ESERLERİ

Öyküleri
*Sarı Sıcak
*Bütün Hikayeler
*Denemeleri
*Ağıtlar
*Taş Çatlasa
*Binbir Çiçekli Bahçe
*Şiirleri
*Bugünlere Bahar İndi
*Romanları
*İnce Memed 1-2-3-4
*Akçasazın Ağaları 1(Demirciler Çarşısı Cinayeti)
*Akçasazın Ağaları 2(Yusufçuk Yusuf)
*Deniz Küstü
*Teneke
*Yılanı Öldürseler
*Yer Demir Gök Bakır
*Fırat Suyu Kan Ağlıyor Baksana
*Yağmurcuk Kuşu
*Tek Kanatlı Bir Kuş
*Destansı Romanları
*Ağrı Dağı Efsanesi
*Binboğalar Efsanesi
*Üç Anadolu Efsanesi
*Çakırcalı Efe